Harç mı, haraç mı?

Türk Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Tevabil Akıncı, öğrencilerden harç değil, haraç alındığını öne sürdü.

2009-2010 Eğitim-Öğretim Yılı için belirlenen harç ücretlerinde yüzde 8 artışa gidilmesi kararı, üniversite öğrencilerini, velileri ve eğitimcileri isyan ettirdi.
Radyo Ülkü’de konuşan üniversite öğrencileri eğitimlerini yarıda bırakmak istemediklerini ancak uygulamaların buna zorunlu kıldığını söylerken, Türk Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Tevabil Akıncı da öğrencilerden harç değil, haraç alındığını öne sürdü.

BAKANLIĞA TAM 341 DAVA AÇTI

Milli Eğitim Bakanlığı’na tam 341 tane dava açan Türk Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Tevabil Akıncı, Radyo Ülkü’de Meltem Ahatoğlu’nun hazırlayıp sunduğu “Çerçeve” Programına katılarak, eğitim sistemi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Tevabil Akıncı harç bedellerinden, öğrenci kıyafetlerine, ÖSS’den, gelecek kaygısına kadar pek çok konunun tartışıldığı programda, öğrencileri Türk çiftçisine benzetti.

“HARÇ MI, HARAÇ MI?”

Harç ücretlerinin adeta öğrencilerin eğitimlerini yarıda bırakması için artırıldığını dile getiren Akıncı: “Öğrencilerden istenen harç paraları öyle uçuk rakamlar ki, insanın kanı donuyor. 2 bin TL, 5 bin TL, hatta bazı bölümlerde 8-9 bin TL harç ödeniyor. Eğitim haktır diyeceksiniz, doktora, öğretmene, avukata, mühendise ihtiyaç var diyeceksiniz, sonra da kıt kanaat okumaya çalışan öğrencilerden binlerce lira para isteyeceksiniz. Harç mı, haraç mı, anlayabilmiş değiliz. 2009-2010 eğitim öğretim yılı için harç paraları yüzde 8 oranında arttırılıyor. Bu artış bazı bölümlerde yüzde 70, bazılarında ise yüzde 500 gibi uçuk rakamlara tekabül ediyor.Engellilerin sorunlarına eğilelim, eğitim önemli diyorlar, ilgili bölümlerde eğitim almaya çalışan ve bu ülkenin insanına faydalı olabilmek için uğraşan öğrencilerden yüzde 500 artışla harç parası istiyorlar.Peki bu insan okur mu engellilerle ilgili eğitim bölümünde?… İkinci öğretimin ücretlerinin birici eğitime göre fazla olmasına karşın, harçlarda yapılan düzenlemeyle, ikinci öğretimdeki bölümlere yine yüzde 70 ve yüzde 100’lere varan artışlar olacak.Hak mı bu, reva mı?…İnsanlar eğitimlerini yarıda bırakıp, üniversite okumasınlar, bunu mu istiyorlar? Sosyal devlet anlayışı bu mu?”dedi.

ÖĞRENCİLER İSYAN ETTİ

Yayına telefonla katılan Mersin Üniversitesi Almanca Mütercim Tercümanlık Bölümü mezunu Mert Kırmızıgül ise, üniversiteden bu yıl mezun olduğunu belirterek, “Bizim bölümümüzün harçları eş değer bölümlere oranla çok daha yüksek. İstanbul Üniversitesi’nde de aynı bölüm var ama Mersin Üniversitesi’ndeki harç ücretleri neredeyse onun iki katı. Öğrencilerin hepsi rahatsız. Çünkü maddi anlamda çok zorlanıyoruz. Ben yeni mezun oldum ama bundan bir ay önce Mersin Üniversitesi’nin bilgi edinme birimine e-mail yoluyla sıkıntılarımızı dile getiren şeyler yazdım. Eş değer bölümlerle kıyaslandığında bizden çok daha fazla harç ücreti istediklerini yazdım.MEÜ’den gelen cevapta, harçların makul fiyatta olduğunu belittiler. Ben de bunun üzerine YÖK’e mektup göndererek, Mersin Üniversitesi’ndeki eşitsizliğin giderilmesini istediğimi yazdım. Ama bir cevap gelmedi. Harçların makul bir orana çekilmesi gerekiyor. Öğrenciler ödemekte güçlük çekiyor” ifadelerini kullandı.

“ADETA ŞOK GEÇİRDİK”

Daha sonra yayına katılan Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü İkinci Öğretim Öğrencileri Samet Ateş ve Murat İlker de, kendi bölümlerinde harç ücretlerinin yeni düzenlemeyle bin 416 TL’den 2 bin 400 TL’ye yükseltileceğini belirterek, birçok öğrencinin bu fiyatlar karşısında eğitimlerine ara vermek durumunda kalacağını dile getirdiler. Yıldız Teknik Üniversitesi ile Mersin Üniversitesi harç ücretlerinin birbirine yakın olduğunu kaydeden öğrenciler, harç ücretlerine artış yapılırken anne ve babalarının maaşlarında bir iyileştirme yapılmadığı için, eğitim ücretlerinin aile bütçesini zorlaştırdığını kaydettiler. Eğitimin hak olduğuna inanmakta güçlük çektiklerini ifade eden öğrenciler, harcına göre üniversite ya da parasına göre eğitim yaklaşımının doğru olmadığını ve kendi bölümlerinde yüzde 70’e varan bu artış karşısında şoka uğradıklarını vurguladılar. Harçlarla ilgili üniversite öğrencilerinin de görüş belirtmesinin ardından konuşmasına devam eden Türk Eğitim Sen Mersin Şube Başkanı Tevabil Akıncı ise “Bir devletin iki ayrı üniversitesi, aynı bölümlerle ilgili harçlarda uçurumlarla ifade edilecek farklılıkları öğrencilerin karşısına koyuyorsa, bu sözün bittiği yerdir” dedi.

ÖĞRENCİ ÇİFTÇİ BENZETMESİ

ÖSS ve öğrenci kıyafetleri ile ilgili konuların da ele alındığı programda; 14 Haziran Pazar günü yapılan ÖSS’ye başvuran aday sayısı ve kontenjanlar göz önüne alındığında, 628 bin adayın devlet ve vakıf üniversitelerinin ön lisans ve lisans programlarına yerleşmeye hak kazanacağını ancak 722 bin civarında adayın da açıkta kalacağını belirten Tevabil Akıncı: “Bu çok vahim bir durum. 628 bin kişi üniversiteye yerleşecek ama bunun bin fazlası açıkta kalıyor. Öğrenciler de Türkiye’nin çiftçisine benziyor. Çiftçi ürün eker, verim elde etmez, bir sonraki seneye kalır. İşte öğrencilerimiz de böyle. Tam 722 bin kişi açıkta kalacak. Önümüzdeki yıla umutlarını bağlayacaklar” diye konuştu.

KIYAFET SORUNU

Öğrenci kıyafetlerinin değişmesiyle ilgili Milli Eğitim Bakanlığı’nın bazı çalışmaları olduğunu hatırlatan Akıncı “Öğrenci kıyafeti ile ilgili öğrencilere fikir soracaklarmış. Bunun elbette çok iyi yaları var ama taşradaki öğrencilere de soracaklar mı bunu merak ediyorum. Bunun altında çok önemli bir nokta var çünkü… Marka merakı öğrenciler arasında farklı sıkıntılar doğurabilir. İyi halli bir ailenin çocuğu marka giysiler giyip okula geldiğinde, dar geçimli bir ailenin çocuğunun boynu bükülebilir. Çocuklar bu konuda hassastır. Sonra o çocuk da aynı giysilerden isteyince, bunu alacak parası olmayan ebeveynlerin içine düşeceği manevi durumu düşünebiliyor musunuz? Kimi işportadan giyinecek, kimi marka giyinecek. Kıyafet çocuğa bir şey katar ya da katmaz, bunu tartışmıyorum. Sadece çocukların psikolojisini düşünüyorum.3 gömleği olan bir çocuk, 30 tane gömleği olan çocuğu nasıl kıskanmasın?” şeklinde tepki gösterdi.

“CAMBAZLIK YAPIYORUZ”

Öğrenciler ve ailelerinin bin bir zorlukla eğitim mücadelesi verdiklerine de dikkat çeken Akıncı, sözlerini şöyle tamamladı: “Maddi ve manevi anlamda yaşanan sıkıntıların meyvesini de alamıyorlar.Çünkü okul bitince gençler iş bulamıyor.Geçtiğimiz gün iki üniversite bitiren bir genç kızımız Cumhurbaşkanı’nın önünü kesip, iş istemedi mi? Bu sadece basına yansıyan kısmı. Ben sendika başkanı olarak sadece 343 tane dava açtım Milli Eğitim Bakanlığı’na. Bu gerçekten çok ciddi bir rakamdır. Devletin ve zenginlerin eğitime katkıda bulunmaları gerekiyor. Asgari ücretle geçinen bir aile, çocuğunu mu okutacak, kirasını mı ödeyecek, faturalarını mı karşılayacak, tatlı mı yiyecek, sinemaya mı gidecek? Eğitim bir haktır deniliyor ama sadece parası olan bu hakkı kullanabiliyor. Mersin’de de özel okullar var. Ankara’nın modern okullarının şubeleri de var… Kayıt parası 7 bin 500 lira. Asgari ücretle geçinen bir kişi bir yıl boyunca hiçbir şey yemese, içmese, harcama yapmasa, üzerine 2 bin lira daha koyup çocuğuna “en iyi” eğitimi verdirecek. Bu nasıl bir eşit eğitim hakkıdır? Bu nasıl parasız eğitimdir? Benim 2 tane çocuğum üniversitede okuyor, ben de öğretmenim. Yaşadıklarımı en iyi ben bilirim. Resmen cambazlık yapıyoruz. Gelen her bakan sistemi değiştiriyor. Eğitim öğretimle oynamaktan vazgeçsinler artık. Üniversite mezunları sekreterlik yapıyor. 2 üniversite bitiren gençler, kasiyerlik yapıyor. Bu nasıl bir vahim tablodur? Benim çocuğum şu an Almanya’da. Okulunu bitirdi, 13 yıl çalıştı, hiçbir şey yok. Avrupa’ya gitti, şimdi benden yüksek maaş alıyor. İşte beyin göçü denen şey böyle oluyor. İnsanlar kendi ülkesinde okuyamıyor, okusa çalışamıyor, iş bulsa, 3 kuruşa çalışıyor.”

Meltem AHATOĞLU / Radyo Ülkü

Kaynak

Related posts

Yorumlar

Görüşünüzü Belirtebilirsiniz...
Küfürlü, bozuk bir üslupla yapılan yorumlar yayınlanmayacaktır.